yastık.

gf-drawingaday

(gelsem gelsem bir solgunluktan gelirimkızgın bir sardunyanın üstelik üvey çocuğupembe pembe azarlanırımo ölür ben azarlanırımkocaman bir konakta uzarım kısalırımellerim tırnaklarımyeni kırpılmış bir koyun derisi gibi pespembeve sıcakgözlerim, gözlerim benimdenizi ilk defa gören bir çocuğunbirdenbire yaşlanması neyse.)

gf-drawingaday

(gelsem gelsem bir solgunluktan gelirim
kızgın bir sardunyanın üstelik üvey çocuğu
pembe pembe azarlanırım
o ölür ben azarlanırım
kocaman bir konakta uzarım kısalırım
ellerim tırnaklarım
yeni kırpılmış bir koyun derisi gibi pespembe
ve sıcak
gözlerim, gözlerim benim
denizi ilk defa gören bir çocuğun
birdenbire yaşlanması neyse.)

a-bittersweet-life:

Spirit Photography late 19th - early 20th century.

(Source: fiatlux93)

uykusuzturkce:

La Notte (Gece) 1960

Kendisi Antonioni’nin izlediğim ilk filmi. Film hakkında duygularımı paylaşmaktan ziyade, filmin sonunda okunan mektubu paylaşmak niyetim.

Şöyle mektup:

Bu sabah uyandığımda sen hala uyuyordun. Uyanır uyanmaz yumuşak soluğunu duydum. Dağınık saçlarının altında kapalı gözlerini gördüm, bu beni derinden etkiledi. Haykırarak seni uyandırmak istedim ama öyle derin bir uykudaydın ki… Loş ışıkta tenin capcanlı, öyle sıcak ve tatlı ışıldıyordu ki öpmek istedim ama seni uyandırmaktan korktum… Uyanırsın diye kollarıma almadım. Bunun yerine kimsenin benden alamayacağı, sadece benim olan şeyle yetindim: Senin sonsuz görüntünle. Yüzünün ötesinde, tüm ömrümün ışığında bizim saf, güzel halimizi gördüm: Geleceği ve hatta bütün geçmişimizi. Bu en mucizevi olaydı; ilk kez hep benim olduğunu hissetmek, senin sıcaklığın, düşüncen ve isteklerinle bu gecenin sonsuza kadar süreceğini hissetmek. Lidia, o anda seni ne kadar sevdiğimi fark ettim. Duygularımın yoğunluğu beni ağlattı. Bunun asla bitmemesi için ömrümüz boyunca böyle kalmalıyız. Sadece yakın değil, birbirimize ait halde. Tek tehdit alışkanlığın yaratacağı bir kayıtsızlık olacaksa da hiçbir şeyin bozamayacağı bir halde.

O anda sen uyandın, tebessümle, kolların boynumda, beni öptün. Ve artık korkulacak hiçbir şey olmadığını hissettim. Hep o anki gibi kalacaktık; zamandan ve alışkanlıktan bile güçlü bağlarla.

Mektubun sonrasında şöyle bi’ diyalog geçiyor:

- Bu mektubu kim yazdı?

+ Sen yazdın.


Evet, ilişkilerin yıpratılmışlığı ile insanların yıpranmışlığı aynı zamana tekabül ediyor, doğru.            

 6 Nisan 2012

Anonymous asked: bi fotograf, bi ad:)

Yeliz adım. Bu da ilk anonim sorusu. Smile’na karşılık şu şarkıyı da yollayayım gitmeden.

http://www.youtube.com/watch?v=3ZtAAQUBVL4&

maartejn:

Andrei Tarkovsky's Polaroids

[Flash 9 is required to listen to audio.]
Strand Of Oaks – Kill Dragon (15 plays)

Uzunca bi’ zamandır yara izin var, düşün. Seviyorsun da bu yara izini. Alışıyorsun. Sevdiğin için sürekli dokunuyor, kabuğuyla oynuyorsun. Bu canını acıtıyor. Kimi zaman dokunmuyor, sadece izliyorsun. İzlemek bile şehrin en güzel yerine serebiliyor kalbini. Sonra bir bakıyorsun ki sen dokunmazken küçülmüş iyice. Tekrar deşiyor, kanatıyorsun. Yoruluyorsun.  Oysa o hiçbir şey hissetmiyor. Sadece yara. Sen o kadar deşmişsin ki bu yarayı, artık iyileşse bile izi kalacak, biliyorsun. Olsun diyorsun. Ama gözlerin senden kaçıp kaçıp yara iziyle buluşuyor. Bu şekilde biraz zor oluyor. Ama ellerini kontrol etmeyi başarabildiğin sürece sorun yok.

Fırat Demir: Pasolini is me

yenicuretcagi:

….
Canlıyım odada yalnızım
yalnız bedenim sessizlik içinde oturuyor
eski bir sandalyede. Poz verirken dinliyorum
gecenin çıkardığı sakin sesleri
son adımlarını insanların (ve kendi hayatlarının şarkılarını söyleyen diğer ,ki çocuğun…)
sonra o bildik huzur
Ama eğer görürsem ki gökte mükemmeldir ay, bulutlar arasında çıplak
iterim uyanır uyanmaz bahçenin kapısını biraz. Yalnız ve
bütün dünya ile, ince bir soluğun ötesinde ölüm
bilmiyorum neyi düşlediğimi
neyin, hangi umudun ayakta tuttuğunu hala bu kafayı ve bu sıcak gövdeyi

Pier Paolo Pasolini

[Flash 9 is required to listen to audio.]
Fanfarlo – Atlas (0 plays)

Şu saatte evde olabilmenin mutluluğu.

[Flash 9 is required to listen to audio.]
The Smiths – Please Please Please Let Me Get What I Want (7 plays)

Şimdi, şarkılardan bahsedecek olursak; onların hiçbir suçu olmadığına tanık olmakla birlikte, tüm bez bebekler üzerine yemin de edebilirim. Bence asıl suçlu insanlar. Çevrenizde ya da kafanızın içinde barındırdığınız, tamamen sizin iyiliğinizi düşündüğü için, zaten teşvik edilmeye hazır olan tavrınızı alıp, başka bi’ gömlek giydiriyorlar. Kızmıyorum. Yapmayacağınız şeyleri aşık olduktan sonra ne kadar kolay yapabildiğinizden ve kendi kişiliğinizi kolayca zedeleyebildiğinizden ya da zedeleyebildiğimizden bahsediyorum. Bunda şarkıların hiçbir suçu yok. Bunda kimsenin suçu yok aslında. Ben zaten…

Karpuz da severim, hem yaz. Ama bazen hiç olmaz zamanlardan ya, işte öyle bi’ zamanın içinde, en azından çok saçma bir şey yaparken ölmemeyi diliyorum. Hiç.